MÜZİK ARAÇLARI

  1. Ana sayfa
  2. İnternet Reklamcılığı
  3. Makale detayı
MÜZİK ARAÇLARI

Çalgılar

Dünyada pek çok çalgı kullanılmaktadır. Çeşitleri bu kadar çok olmasına rağmen dayandıkları ilkeler çok azdır. Biçimleri değişiktir. Çeşitli maddelerden yapılmışlardır. Çeşitli şekillerde çalınır ama hepsinde de sesi oluşturan şey ya bir teldir ya bir hava sütunu, bir zar ya da levhadır.

Şimdi birkaç örnek çalgıyı ele alarak ayrıntılarıyla inceleyeceğiz ve böylece diğer çalgıları da anlayabilecek duruma geleceğiz.

Keman Ailesi Hakkında Genel Bilgi

Keman ailesi; keman, viyola, çello (viyolonsel) ve kontrbastan oluşur. Bu çalgılar genellikle yay ile çalınmaktadır ama özel etkiler elde etmek için değişik biçimde de kullanılabilir. Bunların içinde en küçük ama en tanınmış olanı kemandır. Küçük boyutlu olduğu için, karışık ritimlerin ve hızlı pasajların çalınmasında kolaylık sağlar. Viyola kemandan biraz büyüktür. Bu nedenle, daha uzun olan telleri, kemandan bir beşli pest olarak düzenlenir. Çello ise çok daha büyüktür. Telleri viyoladan bir sekizli pest olarak düzenlenir ve yere dayanarak çalınır. Keman, viyola ve çello orkestrada genellikle ezgi çalar ve armoniyi sağlar. Ailenin en büyük üyesi olan kontrbas ise armonin bas temelini oluşturur.

Keman, viyola, çello ve kontrbasın dörder teli vardır. Tellerin açık olarak verecekleri seslerin frekansları da çizelgede belirtilmiştir. Çizelgede verilen en tiz seslerin ötesinde, dördüncü tele basılıp boyu kısaltılarak gitgide daha tiz birçok ses çıkarılabilir. Dolayısıyla çalgıların sağladığı ses aralığı çizelgede görülenden geniştir.

Ses aralıkları

Dört çalgıda da teller bir köprünün (eşiğin) üzerine basmaktadır. Çalgıların bir göğsü ve sırtı vardır. Göğüs ve sırt levhaları yanlardan birleştirilerek kapalı bir hava hacmi elde edilmiştir. Bu karmaşık sistemi oluşturan her bir bileşenin, kendine özgü doğal bir öz titreşim frekansı vardır. Her birinin sesinin sönme karakteristikleri de farklıdır. Bütün bu özellikler birleşerek karmaşık bütünün karakteristiklerini oluşturur.

Kemanın Yapısı

Kemanın ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmiyor. 1580’li yıllarda öldüğü bilinen Andrea Amati’nin bu çalgıyı bulduğu sanılıyor. Belki o bulmamış olabilir ama kuzey İtalya’da Cremona’da oluşan keman yapım merkezinin kurucusunun o olduğu kesindir.

Basitçe söylenirse keman, üzerine birkaç tel gerilmiş ağaç bir kutudur (Şekil 2.1 ve 2.2’ye bakınız.). Teller kirişten veya metalden yapılmıştır. Bazı tellerin üzerine ayrıca gümüş veya alüminyum teller sarılmıştır (birim kütleyi artırmak için). Ağaç kutunun içi boştur, narindir, kırılgandır ve çok zarif bir biçimi vardır. Kuyruk denilen parçaya tutturulan teller eşikten ve parmak tahtasının üzerinden geçirilerek kulaklara sarılır. Kulaklar çevrilerek teller gerekli sesleri verecek kadar gerilince, dört telin toplam gerilimi 222, 4N olur (Bu gerilim, tellere 22,7 kg bir kütle asılmasına karşılıktır.)

Göğsün direnci iki yolla artırılır. Birinci olarak göğüs ve sırt levhalarının arasına, eşiğin ayaklarından birinin altına gelecek şekilde, silindir biçimli bir destek çubuğu yerleştirilir. Göğüs ve sırt levhalarını akustik olarak birbirine bağlayan bu çubuğa ses direği veya can direği denir. İkinci olarak sol3 sesini (kemanın en pest sesi) veren telin altına, yani eşiğin öbür ayağının altına gelecek şekilde, göğüs tahtasının iç tarafına, uzunlamasına bir ağaç çıta yapıştırılır. Ladin ağacından yapılan bu çıtaya, altında bulunduğu tel nedeniyle baş çıtası denir. Can direği de baş çıtası da, kemanın akustik özelliklerini şaşılacak kadar etkiler.

Sırt levhası yapımında akçaağaç kullanılmalıdır. Göğüs için ladin kullanılmalıdır.

Kemanın yapısı
Kemanın yapısı

Kemanın Akustik Özellikleri

Keman yayla çalınan bir çalgıdır. Yayla titreştirilen bir tel hem çift hem de tek selenleri içeren zengin bir ses verir. Ancak kemandan duyduğumuz ses, telin verdiği sesten

çok farklıdır. Çünkü telin titreşimleri kemanın birçok yerini uyarmaktadır. Bunların titreşimleri de telinkine katılır ve sesin niteliği çok değişir.

Telin ilk uyardığı kısım, eşiktir. Uyarılan eşik, çeşitli titreşimler yapabilir. Bunların en önemlisi, sırayla bir ayağını basıp o burunu kaldırarak yaptığı bir çeşit hızlı sallanma hareketidir. Salınan eşik, göğüs levhasını, can direğini ve sırt levhasını titreştirir. Bu titreşimler gövdenin içindeki havaya da geçer.

Kemanın gövdesinin ve içindeki havanın, diğer bütün rezonatörlerde olduğu gibi bazı öz titreşim modları vardır. Telden gelen uyarılar bu modlardan birinin frekansına uyuyorsa rezonatör şiddetli bir cevap vererek o uyarıları güçlendirir. Gövdenin ve içindeki havanın rezonans modlarının sayısı ne kadar çoksa rezonatör o kadar seçimsiz olacak ve çalgının niteliği de o kadar iyileşecektir.

Keman ağaçtan yapılır. Ağaç, homojen olmayan bir maddedir. Bir yerinin özellikle başka yerlerininkine benzemez. Ayrıca gövdenin yapısı da karmaşıktır. Yani keman gövdesinin her yanının rezonans özellikleri farklıdır ve dolayısıyla gövdenin rezonans eğrisi çok karmaşık olur.

Keman Ailesinin Diğer Üyeleri

Viyola, çello (viyolonsel) ve kontrbas, keman ailesinin daha büyük boyutlu üyeleridir. Bu çalgılar farklı frekansları çıkarır bu nedenle boyutları da birbirlerinden farklıdır. Referans çalgısı olarak kemanı alalım kemanın birinci teli sol3 (195,6 Hz) sesini verirken, viyolanınki do3 (130,4 Hz) ve çellonunki do2 (65,19 Hz) sesini vermektedir. Bunun anlamı, kemanın birinci telinden yayılan sesin dalga boyunun 1 olduğu varsayılırsa viyolanınki 1,5; çellonunki 3 olacak demektir. Dalga boyu, frekansla ters orantılıdır.

Buna göre, viyolanın telleri kemanınkinin 1,5 katı, çellonunki ise 3 katı uzunlukta olmalıdır. Böyle olunca, viyola ve çellonun diğer ölçülerinin (boy, en, vb.) de kemanınkinin 1,5 ve 3 katı olması gerekir.

Ses Dizisi Genişliği
Viyola

Viyola çalmak demek biraz büyükçe bir keman çalmak demektir. Yaylı çalgılar içinde kemandan sonraki en önemli yer viyolanındır; viyolaya daha çok eşlik görevi verilir, az solo kullanılır. Alto ve tenordaki ezgiler viyolalara verilir. Büyük ve geniş çizgiler viyolalara, keman ve viyolonselden daha az verilir. Bunun nedeni viyolanın tınısının az olması, dolayısıyla kısa motiflere ve karakteristik cümlelere uygun gelmesi, bir de orkestrada az sayıda olmasıdır.

Kontrabas

Kontrabas, alaşımlı, ağızlıklı soluklu bir çalgıdır. Notası, dördüncü çizgi Fa açkısı ile yazılır. Diyapazona göre duyulusu, bir sekizli ve bir büyük altılı aşağıdandır. Özellikle eşlik görevi verilir. Orkestra ve Armoni Muzikalarında, bir partisi bulunur. Ses rengi, dolgundur.

Bu çalgının yapılışı, dizge oluşumu, tutuş ve çalış özellikleri, Si b Basda olduğu gibidir. En dolgun ve en iyi sesleri, dizenin birinci çizgisindeki Sol ile, üstündeki iki ek çizgili Mi sesleri arasında olanlardır. Bununla beraber, en ince sesi La dışında olmak üzere, bütün sesleri kolaylıkla elde edilebilir. Bir partisi yazılmakla beraber, iki çalıcısı bulunur, özellikle eşlik çalgısı olan Mi b Kontrbasa Solo vermek, uygun düşmez. Bu çalgı, Armoni Muzikalarında Si b Bas ve Si b Kontrbas ile Senfoni Orkestrasının yaylı Kontrbaslarının görevini ortaklaşa bölüşür, ve yürütür. Saksofonları ve Bas Klarneti destekler. Trombonların kalın seslerini de destekler. Yaylı kontrbasların, pizzicato (parmakla çalmak) larını benzetide başarılıdır.

Ağaç Üflemeli Çalgılar Hakkında Genel Bilgi

Orkestrada kullanılmakta olan yaylı çalgıların ilkeleri de aynıdır; biçimleri de benzer. Dolayısıyla, birisi hakkındaki bilgiler öbürlerinin de anlaşılabilmesini sağlar. Ama ağaçtan yapılan üflemeli çalgılar için durum böyle değildir. Bunların kimisi iki ucu açık silindir biçimli borulardan yapılmıştır. Kimisinin bir ucu kapalıdır. Kimisi koni biçimli borulara dayanır. Ayrıca yaylı çalgıların hepsindeki temel titreşim elementi ve uyarma mekanizması aynı olduğu hâlde, ağaç üflemeli çalgılarda bu da farklı farklı olabilir. Rezonatörü (hava sütununu) uyarma işlevi; kimi çalgılarda kenar sesleri, kimi çalgılarda kamış sesleri, kimilerinde de çift kamış sesleriyle gerçekleştirilir. Çeşitli ağaç üflemeli çalgıların ses aralıkları topluca verilmiştir.

Ses aralıkları

Flüt

Flüt temelde iki ucu açık silindirik bir borudan yapılmıştır. Flütte temel sesin sekizlisinden daha yüksek perdeleri elde etmek için bir yandan aşırı üfleme yapılırken delikler de alttan başlanarak teker teker açılır. Flüt çalanlar yalnız ikinci seleni değil, üçüncü ve bazen dördüncü seleni de aşırı üflemeyle çıkarabilirler. Böylece yalnızca altı çalma açkısıyla üçüncü ve dördüncü sekizlideki seslerde çıkarılabilir.

Flüt

Klarnet

Tek kamışlı, soluklu bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır. Diyapazona göre duyulusu, bir küçük üçlü yukarıdandır. Orkestra ve armoni muzikalarında, bir partisi bulunur. Solo ve eşlik görevi verilir. Ses rengi açık ve parlaktır.

Klarnet

Klarnet, bir ucu açık silindirik borudan yapılmış tek kamışlı bir çalıdır. Bu çalgılarda boruya yan delikler açılmıştır. Deliklerin temel işlevi hava sütununun boyunu değiştirerek farklı frekanslı titreşimler yapmasını sağlamaktır. Klarnette diyatonik diziyi çalmak için yedi delik gerekir. Çünkü tek yanı açık bir boru olan klarnette çift selenler oluşmaz ve dolayısıyla aşırı üfleyerek ikinci titreşim modunu (temel sesin üst sekizlisini) elde etmek mümkün değildir. Bu ses içinde bir delik gerekir.

Obua

Çift kamışlı soluklu bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır. Diyapazona göre duyuluşu aynıdır. Orkestra ve armoni muzikalarında, iki partisi bulunur. Solo ve eşlik görevi verilir. Ses rengi, dokunaklı ve çobanlamadır.

Obua

Obua, koni biçimli boru temeline dayanan bir çalgıdır. Konik boruların hem çift hem de tek selenleri verebildiklerini söylemiştik. Öyleyse bu çalgıda aşırı uygulamayla ikinci selen çıkarabilir ve dolayısıyla flütte olduğu gibi diyatonik diziyi çalmak için altı delik yeterli olur. Ama klarnette olduğu gibi obuada da aşırı üfleme yapmak çok zordur. Bu nedenle, ikinci selenin uyarılmasını kolaylaştırmak için uygun bir yere bir nefes deliği açılmıştır. Obua konik borulu, çift kamışlı bir çalgıdır.

Pirinç Üflemeli Çalgılar Hakkında Genel Bilgi

Ağaçtan yapılan üflemeli çalgıların boru biçimi ya konik ya da silindiriktir. Gerçi yan delikler, ağızlık ve çan bu biçimi biraz karışıklaştırır ama gene de her bir çalgı belli bir boru biçimine sahiptir. Pirinçten yapılan üflemeli çalgılarda ise silindirik ve konik borular birleştirilmiştir. Boru biçimi böyle olunca bu çalgıların rezonans spektrumu da hem silindirik boruların hem de konik boruların özelliklerini birlikte taşır. Ayrıca, ağızlık ve çanın varlığı da rezonans frekanslarını etkiler.

Bütün bunlara karşın, pirinç üflemeli çalgıların bazı üstünlükleri de vardır. Örneğin, ağaç üflemeli çalgılarda kullanılan kamışın titreşimlerinin hava sütununu titreşime zorladığını fakat sonunda üstünlüğü ele geçiren hava sütununun, kamışı kendi öz titreşimlerine uydurduğunu biliyoruz. Pirinç çalgılarda ise hava sütununun titreşime zorlayan şey çalıcının dudaklarıdır. Hava sütunu dudakları da kendisine uydurmak ister ama kamışa göre çok daha büyük kütleli olan dudaklara istediğini yaptıramaz. Yani sonuçta dudakların istediği olur. Pirinç çalgıların ses alanları piyanoyla karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

Ses alanları

Orkestrada kullanılan pirinç çalgılar trompet ve trombon, Fransız kornosu ve tubadır.

Trompet ve Trombon

  • Trompet

Alaşımlı ağızlıklı soluklu bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi sol açkısı ile yazılır. Diyapazona göre duyulusu, bir büyük ikili aşağıdandır. Solo ve eşlik görevi verilir. Armoni müzikalarında, en az iki partisi bulunur. Ses rengi, açık ve parlaktır.

Trompet

Trompet, üst ucu kapalı bir yarı açık borudur. Borudaki hava sütunu çalıcının titreşen dudaklarının frekansına uyarak titreşir. Çıkan sesin olabildiğince şiddetli olması için, dudakların titreşiminin hava sütununun az titreşim frekansına ayarlanması gerekir. Trompetin bütün valfler açıkkenki üfleme frekansları yaklaşık olarak 115 Hz’in tam katlarına (tek veya çift) eşittir. Yani sanki 115 Hz’lik bir temel sesin selenleri gibidir. Ama garip olan, trompetten 115 Hz’lik sesin çıkmamasıdır. Bir ucu açık bir borudan yalnızca tek selenlerin çıkması gerekirken trompetten hem tek hem de çift selenlerin çıkması bir dereceye kadar, trompet borusunda silindirik ve konik kısımların bulunmasıyla açıklanabilir.

  • Trombon

Alaşımlı, ağızlıklı soluklu bir çalgıdır. Notası kalın seslerde, dördüncü çizgi Fa; ince seslerde; dördüncü çizgi Do açkısı ile yazılır. Diyapazona göre duyuluşu, bir büyük dokuzlu aşağıdandır. Solo ve eşlik görevi verilir. Orkestra ve armoni muzikalarında, dört partisi bulunur. Ses rengi gür ve parlaktır.

Trombon

Bu çalgıların, yapımı, dizge oluşumu ve tutuş özellikleri, trombonlar konusunun başında verilen genel bilgilerde belirtildiği gibidir. Pistonlu trombonlardan genellikle kullanılanları, tenor ve bas olanlarıdır. Alto trombonun notaları; üçüncü çizgi Do, bas ve kontrbas trombonların notaları; dördüncü çizgi Fa açkısı ile yazılır. Soprano, alto, tenor ve bas trombonlar ile araya gelerek, erkek seslerini oluştururlar. Trombon partileri yazılırken trompet ve kornolar da olduğu gibi uyumsuz aralıklardan kaçınılmalıdır. Beşli ve sekizli; kusurları olmamasına, uyumsuz düzenlerin kendi partilerinde çözülmesine özen gösterilmelidir. Duyulan aralıklar, insan seslerinde olduğu gibi düşünülmelidir. Dar düzenler alınarak, acıklı ve karanlık duygular canlandırılabilir.

Sürgülü trombon, sökülüp takılabilen dört çeşit borudan oluşmuştur. Bu borular devingen olup, birbirinin içinde isteğe göre, uzayıp kısalırlar. Böylelikle istenilen sesler elde edilir. Anarmonik sesler aynı yerlerden çıkar. Ses rengi, gür ve parlaktır. FF. deyilerinde, görkemli bir etki bırakır. P. veya PP. deyilerinde, özellikle çıkartabildiği (kolaylıkla) seslerde verilen ezgilerde, tatlı bir duyuluşu vardır.

Pistonlu trombonun ses rengi, sürgülü trombonla kıyaslanacak olursa biraz kapalı düşer. Sürgülü trombonların çalıcılarında, sağlam bir kulak eğitimi olması zorunludur. Yoksa beklenen yararlık sağlanamaz.

Trombonlar, her çeşit bağlı bağsız, dilli, diyatonik, kromatik, çabuk dizi, ezgisel geçişleri yapabilirse de çabuk olmayan, uzun sesli ezgiler seçilir. Sürekli olarak, çabuk sesler verilmez. Sürgülü trombonlar, glissando (kaydırmalı) olarak, kullanılabilir. Solo olarak başarı ile kullanılabilir, ancak sürgülü trombonlarda, çalıcının mutlak iyi olması koşulu vardır. Korno ve bassonlar yoksa özellikle uzun seslerde PP. deyisi ile onların yerlerini doldurur. Üçüncü bölüm çalgılara paydaşlık yapar. Düzen (akor)li eşliklerde kullanılır. Gür ve parlak seslerini de, yerinde kullanmak gerekir. Trompet ve kornetlerin, savaş duygularını canlandıran seslenişlerine, başarıyla eşlik ederler. Kendi bölümü çalgılarla, bassonlar, bariton ve bas saksofonlar, saxhorn bas ve kontrbaslarla çok iyi birleşir. Kutsal duyguların seslendiricisi olarak başarılıdır. Solo olarak, parlaktır. Solo olarak verilen partilerin, tenor niteliği taşımasına, özen gösterilmelidir. İkili, üçlü, dörtlü ve beşlilerde yine tenor partisini çalar. Kahramanlık duyguları, bir sekizli üstten kornetlerle katlanarak verilebilir. Bestecinin ve beste uyarımlayıcının düşüneceği ve bileceği nokta; bu çalgıların ses özelliklerinden gereği dek yararlanabilmektir. Gereksiz bir eşlik, özellikle bas çalgılar için, gereksiz kıvrak ve çabuk ezgileri görev vermek, doğru değildir. Bu çalgıların, rengini ve karakterini iyi bilmek, iyi anlamak gerekir.

Diğer Pirinç Üflemeli Çalgılar

Fransız kornosunun rezonans eğrisi verilmiştir.

Kornonun rezonans eğrisi

İlk pikin, temel sesin frekansına denk düştüğüne dikkat ediniz (trompet ve trombonda böyle değildir). korno çalınırken bu rezonans piklerinin ilk onaltı tanesinden yararlanılır. Eğriden görüldüğü gibi tiz bölgedeki pikler birbirine çok yakındır. Böyle olunca, bu bölgedeki belirli bir frekansı uyarabilmek için, ağızlığı ağza tam uygun bir biçimde yerleştirebilmek ve dudak basıncını çok iyi ayarlamak gerekir.

Pirinç çalgıların en pest seslisi tubadır. Tuba da valflı bir çalgıdır. Valf sisteminin kusurları tubada daha belirgin olarak ortaya çıkar. Çünkü çalgının boyu çok uzundur. Kusurları olabildiğince azaltmak için bazı tubalara dört, bazılarına da beş valf konulmuştur.

Piyano

Piyano

Piyano, klavyeli bir çalgıdır. Klavyenin kumanda ettiği bir mekanizmanın çekiçleri bir sıra teli vurarak titreştirir. Piyanoya şimdiki şeklini 1855’te Henry Steinway vermiştir. O zamana kadar teller ağaç bir çerçeve üzerinde gerilirdi. Ağaç esnek ve dayanıksız bir madde olduğu için çeşitli sakıncalar ortaya çıkıyordu. Steinway piyanoya dökme demir çerçeveyi uygulamış, böylece çalgıya ses parlaklığı ve sağlamlık kazandırmıştır. Piyanonun ses alanı yedi sekizliden fazladır. Klavyesinde 88 tuş (87 yarım ses) vardır. Verebildiği en pest ses 27,5 Hz. frekansı, La0 sesidir. En tiz sesi ise 4186 Hz. frekanslı tanpere do8 sesidir. Pest sesleri veren tellerdir. Teller iki eşik üzeriden geçer. Eşiklerden biri demir çerçeve üzerine, öbürü ise ses tahtasına basar. Ses tahtasının görevi telden çıkan sesin niteliğini düzeltmek ve havaya akustik enerji yaymaktır

Piyano ses tahtası

Piyanoda üç pedal (ayaklık) vardır. Sağdaki pedal, yastık pedaldır. Bu pedala basılırsa bütün yastıklar kalkar ve teller serbestçe titreşebilir. Pedal bırakılınca yastıklar yeniden tellere değer. Soldaki pedal, yumuşak pedal da denilen tek tel pedaldır. Bu pedala basılınca bütün mekanizma olduğu gibi biraz kayar ve böylece çekiçler her ses için gerilmiş bütün tellere değil yalnızca bir tele vurulabilir. Böylece ses şiddeti azalır. Ortadaki pedal uzatma pedalıdır. Bu pedal yastık pedalı gibi bütün sesleri değil yalnızca pedala basıldığı sırada çalınmakta olan sesleri uzatır. Piyanonun önemli parçalarını birbirinden ayrılmış olarak gösteren bir çizime yerverilmiştir.

Piyanonun parçaları

Piyano Sesinin Özellikleri

Her şeyleri aynı, yalnızca birinin boyu öbürünün yarısı olan iki esnek teli göz önüne alalım. Kısa telde oluşan sesin frekansının öbürününkinin tam 2 katı olması beklenir. Ama teller esnek değilse (piyanodaki gibi) kısa telden çıkan ses uzundan çıkanın üst sekizlisi olmaz sekizliden biraz daha tiz olur. Şimdi piyanodan yayılan sesin niteliğini değiştiren bazı etkenler üzerinde duralım:

  • Her şeyden önce, tellerin tam esnek olmayışı yüzünden çıkan karmaşık sesin içindeki selen düzeni uyumsuzdur; bu uyumsuzluk, piyano için karakteristik bir özelliktir. Piyano seslerinin niteliğini belirleyen ikinci bir etken sesin başlayış ve bitiş (sönüş) biçimidir. Bu, her çalgıda farklıdır. Piyanoda, tele, çekicin vurmasıyla ani olarak enerji verilir. Bu, bir ses patlamasıyla sonuçlanır. Patlama çabucak söner ama ses uzun süre devam eder.
  • Piyano sesini karakterize eden etkenlerden biri de bütün üst seslerin sönme hızlarının aynı olmamasıdır. Bu nedenle zaman içinde piyano sesinin tınısında değişiklik olmaktadır.
  • Piyano sesine özellik veren diğer bir etken, çalgının diğer kısımlarından gelen seslerdir. Özellikle tiz seslerde, çekicin tele vurmasıyla oluşan vurma sesi çok dikkat çeker. Pedal gürültüleri, vurulmamış olan tellerin kuruluşlarına uyarak titreşmeleri bir piyanonun sesini tanımamızı sağlayan ipuçlarıdır.

İnsanın Ses Oluşturma Sistemi

İnsanın ses oluşturma sistemi, akustik bakımdan şaşırtıcı, inanılmaz derecede çok yönlü ve gelişmeye açık bir alettir. Bu kadar eski olmasına, bu kadar yaygın bir biçimde kullanılmasına karşın, bir keman, bir piyano gibi incelenmiş ve anlaşılabilmiş değildir.

İnsanın ses oluşturma sisteminin üç ana parçası vardır.

  • Akciğerler
  • Gırtlak (ses telleri, ses kıvrımları)
  • Ses bölgesi (yutak ve ağız)

Basit bir anlatımla akciğerlerin bir hava kaynağı (uyarıcı sistem), ses kıvrımlarını temel titreşim elementi, ses bölgesinin ise rezonatör olduğunu söyleyebiliriz.

Ses çıkarılmasında ilk adım akciğerlerin havayla doldurulmasıdır. Yarıktan geçen hava yutağa gider. Havanın titreşimler arasındaki yarıktan geçişi çok hızlı olur. Hızla hareket eden akışkanların çeperlere yaptıkları basınç düşüktür. Bu basınç düşüklüğüne kıvrımların esnekliği de eklenince, kıvrımlar yeniden birleşir ve akciğerlerden gelen hava akımını keser. Basınç yeniden yükselir. Kıvrımlar yeniden aralanıp kapanır böylece ses bölgesine art arda hava dilimleri gönderilir. Yani, ses oluşturma sistemimiz, bir çift-kamış (ses kıvrımları) sistemine bağlanmış bir kaç hava boşluğundan oluşan üflemeli bir çalgı gibidir.

savaş aldemir

Yazardan beri: September 23, 2020