MÜZİK VE SES

  1. Ana sayfa
  2. İnternet Reklamcılığı
  3. Makale detayı
MÜZİK VE SES

Fiziksel Olarak Ses

Fiziksel olarak ses, insan sesi ve enstrüman sesi olmak üzere iki ana başlıkta toplanır. İnsan sesi, diyaframdaki ve akciğerlerdeki havanın basınçla ses tellerine itilmesi ve buradaki ses tellerinin titreşmesi sonucu oluşur.

Enstrüman sesi, cisimlerin titreşmesinden oluşur. Kulağımıza gelen her seste tını, yükseklik, süre, kurgu ve gürlük nitelikleri vardır.

Fizik ve Psikofizik

Fizik, bir sistemin belirli başlangıç koşullarından çıkarak nasıl gelişeceğini kestirmeye yarayacak yöntemler bulmaya çalışır. Örneğin hızı, kütlesi ve frenleme kuvveti bilinen bir otomobil nerede durur? Günlük yaşamda ilgili konularda büyük bir güvenilirlikle kullanılmakta olan klasik fizikte ölçülerek veya kestirilerek elde edilen sonuçların kesin ve tek olması gerektiği düşünülür. Psikofizikte de tıpkı fizikte olduğu gibi başlangıç koşulları bilinen sistemlerin davranışları kestirilmeye çalışılır. Psikofiziğin incelediği sistemler, beyin, çevresel sinir sistemi ve iç salgı sistemleridir. Bu sistemlerin başlangıç koşulları, dışarıdan gelen fiziksel uyarılardır. Dış uyarılar karşısında bu sistemler tarafından gösterilen davranışlar ise

fizyolojik tepkiler ve psikolojik duyumlardır. Fiziksel uyarılar sonucu oluşan tepkileri motor psikofizik inceler. Sensörler (bir uyarıyı alan ve tepki gösteren, örneğin bir sinyal yollayan hücreler) tarafından uyarılan duyumları ise sensör psikofiziği inceler.

Özetle şunu bilmeliyiz; fizik, psikofizik şeklinde de olsa müzik olayının beyinle ve algılamayla ilgili son safhalarına bile karışmaktadır.

Çevre Etkileri

Kapalı Bir Ortamdaki Ses Dalgaları

Kapalı bir ortamda ses dalgaları uyarılabilecek titreşim biçimlerine göre çok daha çeşitlidir. Çünkü kapalı ortam üç boyutludur.

Kapalı bir ortamda rezonons frekansları ve akustik parametreler (belirleyiciler) göz önünde bulundurulmalıdır. Rezonans frekansları, odanın biçimine ve büyüklüğüne bağlıdır. Odanın sert duvarları basınç ortamlarının oluştuğu yerlerdir. Kapalı ortamın boyutları Lx x fy x fz ise bu ortamın rezonans frekansları belli bir bağıntıya göre hesaplanır.

Herhangi bir ortamı karakterize etmek için bazı akustik parametrelerden yararlanılır. Bunlar akustik çevrenin özelliklerini anlatan çok önemli değerlerdir. Kapalı bir ortamın en önemli karakteristiği “yankılanma süresi”dir. Diğeri “yankı gecikmesi”dir, üçüncüsü ise birinci yansımadan gelen sesin şiddetinin doğrudan gelen sesin şiddetine oranıdır.

Yapı Akustiğiyle İlgili Bazı Kavramlar ve Matematiksel Bağıntılar

Akustik enerji hem içinde yayıldığı ortam tarafından hem de temasa geldiği yüzeyler tarafından soğurulur. Havadaki soğurulma, çok büyük sapmalar dışında yapı akustiğinde önemli bir rol oynar. Yüzeylerdeki soğrulma çok daha önemlidir çünkü yüzeyde kullanılan maddenin cinsini değiştirerek bir çevrenin akustik özelliklerini tümüyle değiştirme olanağı vardır. Genellikle sert ve düzgün yüzeyler gelen enerjinin çoğunu yansıtırken yumuşak ve gözenekli yüzeyler (kumaş vb.) gelen akustik enerjiyi büyük oranda soğurur.

Bir madde, üzerine gelen toplam akustik enerjinin tamamını (%100) soğuruyorsa o ideal bir soğurucudur.

Bir maddenin soğurma kat sayısını yüzey alanlarıyla çarparsak yine alan boyutuna sahip bir nicelik elde ederiz. Örneğin; soğurma kat sayısı 0,28 olan s = 20 m2lik kontraplaktan yapılmış bir yüzey için αs = 0,28 x 20 = 5,6 m2dir. Bu değer şöyle anlamlandırılabilir: Yüzey kontraplaktan değil de ideal soğurucu bir maddeden yapılsaydı 20 m2lik kontraplağın soğurduğu akustik enerjiyi bir ideal yüzey 5,6 m2 soğurabilirdi.

Salon Müzik İlişkisi ve Salonların İyileştirilmesi

Mimari ile müzik arasında çok yakın bir bağıntı vardır. Bu nedenle tarihçiler müziği stilistik devirlere ayırmaktadır. Bunlar; barok, klasik ve romantik dönem adıyla üç ana başlıkta toplanabilir.

1600’lü yıllardan J. S. Bach’ın dönemine (1750) kadar olan süreye Barok dönem denir. Bu dönemin bestecileri dinsel kutlama, düğün töreni, festival gibi özel durumlar için müzik pazarlardı. Bu programların gerçekleştiği yerler ise kilise, dan ve tiyatro alanlarıydı. Bu yerlerin ortak özellikleri şöyle sıralanabilir:

  • Küçüktür.
  • Dikdörtgen biçimlidir.
  • Sert yansıtıcı yüzeylere sahiptir.

Klasik dönem, Mozart, Beethoven ve Schubert’in temsil ettiği Viyana okulunun devridir. Modern orkestrayı kabul etmeyenler klasik bestecilerdir. Klasik besteler yapı olarak bugünküne benzer; yaylı çalgıları, ağaç ve pirinç üflemeleri ve vurmalı çalgıları içerir.

Romantik devir müziği daha kişiseldir. Bestecinin duygularını anlatmaya yöneliktir. Brohes, Çaykovski, Wagner, Derbussy gibi bestecilerin müziği anlamlandırma amaçlarını gerçekleştirebilmek için daha dalgın seslere ve daha uzun yankılara, süreçlere ihtiyaçları vardır.

Şimdi biraz da salonların akustik bakımdan daha iyi duruma getirilmesi için neler yapılacağını görelim.

  • Salonlardaki art gürültüler (uçak, trafik, gürültüsü vs.) müzik seslerini bastırırsa hava kanalları, ses soğurucu maddelerle astarlanabilir. Kanal sistemine dirsekler konabilir.
  • Salondaki yankılanma süresi gereğinden uzun olursa tavan alçaltılabilir, yüzeyler soğurucu maddelerle kaplanabilir (halı, perde, kumaş kaplı koltuk gibi).
  • Salondaki sesler yeterli gürlükte duyulmuyorsa sahnenin duvar ve tavan yüzeyleri yansıtıcı hâle getirilmelidir, sesi soğuran şeyler (perde, ses vb.) varsa kaldırılmalıdır.

Müzik Seslerinin Algılanması

Perde Algılanması

Sesin perdesini algılama işleminin aslında bir mekânsal konum algılama işlemi olduğuna inanılır. Frekansı ne olursa olsun, bu tür periyotlu seslerin kulak zarı üzerinde en şiddetli rezonansa sebep oldukları yer, sesin niteliğiyle hemen hemen hiç değişmez.

Merkezî perde işlemcisinde de bir takım kalıplar oluştuğu ve taban zarından gelen karmaşık mekânsal uyarı demetinin bu kalıplarla karşılaştırılarak değerlendirildiği varsayılır. Kalıplardan biriyle benzerlik görülürse karmaşık uyarının o kalıbın temsil ettiği perdeye sahip olduğuna karar verilir.

Tını Algılanması

Tını duyumunu belirleyen başlıca unsur ses spektrumudur yani statik tını duyumu, taban zarı boyunca uyarılan rezonans bilgilerinin etkinlik derecelerinin bir fonksiyonudur. Rezonans bölgelerinin farklı şiddetle uyarılmış olması, buralardan gönderilen sinyallerin gönderilme hızının farklı olmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu hız farkları analiz edilerek sesin tınısı hakkında karar verilir.

Müzik Seslerinin Tanılanması

Tanılama işlemlerinin karakteristik yanı, hepsinin de bilgilerin elenmesine dayanmasıdır. Gelen pek çok sinyalin oluşturduğu korkutucu karmaşıklık içinden anlamlı bir bilgi çıkarabilmek için beynimizin konuyla ilgili olan verileri ilgili olmayanlardan ayıracak süzgeçler kullanması gerekir.

Algılama sürecinde önce şiddet ve gürlük duyumu daha sonra serin periyodiklik biçimi, üçüncü adımda ise sesi oluşturan bileşenlerin şiddet spektrumu saptanır ve analiz edilir. Böylece tını duyumu ortaya çıkar.

Vibratonun Etkileri

Müzik sesinin niteliğini (tınısını) belirleyen etkenlerden birisi de vibratodur (titreşim kaynağı). Uygun bir vibrato, seslere canlılık ve sıcaklık katar. İcracılar, bir sesi icra ederken çoğunlukla sabit bir perde hâlinde değil perdeyi periyotlu olarak, biraz değiştirerek icra eder.

Vibrato insan sesiyle yapıldığı gibi çalgılarla da yapılır. Böylece seste hoşa giden bir esneklik, içtenlik, tatlılık ve zenginlik ortaya çıkar. Hoşa giden bu vibratoda saniyede 6-7 defa dalgalanma görülür (Vibrato frekansı 6,5 Hz kadardır.).

savaş aldemir

Yazardan beri: September 23, 2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Rating*